
Pazarlama ekiplerinin çoğu bugün her zamankinden daha meşgul. Toplantılar, kampanyalar, içerikler, raporlar, sunumlar, sosyal medya paylaşımları, performans analizleri… Takvimler dolu. Yapılacak işler listesi hiç bitmiyor.
Ancak önemli bir soru var:
Meşgul olmak gerçekten stratejik olmak anlamına mı geliyor?
Birçok şirkette pazarlama, günün operasyonel ihtiyaçlarını karşılayan bir fonksiyona dönüşmüş durumda. Sürekli içerik üretiliyor, yeni kampanyalar planlanıyor ve performans metrikleri takip ediliyor. Fakat tüm bu faaliyetlerin ortak bir stratejik hedefe hizmet edip etmediği çoğu zaman sorgulanmıyor.
Strateji daha fazla iş yapmak değildir.
Strateji; neyin yapılacağı kadar, neyin yapılmayacağına da karar verebilmektir.
Pazarlamanın amacı yalnızca görünür olmak değildir.
Pazarlamanın amacı, işletmenin geleceğini şekillendirmektir.
Belki de bugün birçok pazarlama ekibinin ihtiyaç duyduğu şey daha fazla bütçe, daha fazla içerik ya da daha fazla kampanya değil. Belki ihtiyaç duyulan şey, bir an durup şu soruyu sormak:
“Yaptığımız her şey bizi gerçekten gitmek istediğimiz yere yaklaştırıyor mu?”
Sizce şirketlerde pazarlama ekiplerinin önündeki en büyük engel nedir? İş yükü mü, yoksa stratejik bakış açısının eksikliği mi?
