
Bir otel odası satın aldığımızı düşünürüz.
Aslında satın aldığımız şey çoğu zaman huzurlu bir tatildir.
Bir güvenlik sistemi satın aldığımızı düşünürüz.
Aslında satın aldığımız şey sevdiklerimizin güvende olduğuna dair iç rahatlığıdır.
Bir lüks saat satın aldığımızı düşünürüz.
Aslında satın aldığımız şey çoğu zaman zamanın kendisi değil; statü, aidiyet veya başarı hissidir.
Pazarlamada en sık karşılaştığımız yanılgılardan biri, insanların ürün satın aldığı düşüncesi. Oysa insanlar çoğu zaman ürünleri değil, ürünlerin hayatlarında yaratacağı sonucu satın alırlar.
Şirketler özelliklerden bahseder. Tüketiciler ise hayatlarının nasıl değişeceğini düşünür. Belki de bu nedenle başarılı markalar ürünlerinden önce müşterilerini anlamaya çalışırlar. Çünkü büyük markalar, insanların ne satın aldığını değil, neden satın aldığını anlayan şirketler tarafından inşa edilir.
Sizce insanlar gerçekten ürün mü satın alıyor, yoksa ürünlerin temsil ettiği anlamı mı?
